Enstitüden Haberler

Okul Yöneticisi Programı’nın İkincisi Tamamlandı

Enstitü Sosyalde okul yöneticileri ve yönetici adaylarına yönelik düzenlenen Okul Yöneticisi Programı’nın ikincisi 2-4 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Üç gün süren eğitimde, yöneticilerin kurumsal liderlik kapasitelerinin güçlendirilmesi ve idari pratiklerini müzakereci bir bakış açısıyla yeniden şekillendirmesi amaçlandı. Program, eğitimde nitelik ve farklılaşma, okul yönetimine entegre edilen dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları, değişken koşullarda etkili karar alma ile kriz yönetimi ve kurumsal iletişim olmak üzere dört temel eksen üzerine yapılandırıldı. Alanında uzman akademisyen ve uygulayıcılar tarafından okul yönetimine dair tarihsel, sosyolojik, psikolojik ve dijital boyutların ele alındığı oturumlar düzenlendi.

Programın açılış konuşmasını Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan yaptı. Ardından Marmara Üniversitesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Vahdettin Engin, “Osmanlı’da Elit Eğitimi: Tarihsel Arka Plan ve Yansımaları” başlıklı oturumda elit kavramının tarihsel sürecine değindi. Engin, konuşmasında elit eğitiminin yalnızca belirli bir kesime verilen bir eğitim olmadığını, elit öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi anlamına geldiğini vurguladı. Engin, kız ve erkek öğrenciler arasındaki fırsat eşitliğinin önemine ve yurt dışında eğitim alan gençlerin ülkemize geri kazandırılması gerekliliğine de dikkat çekti.

Ardından Coşkun Armağan, “Eğitimde Müzakere ve Arabuluculuk” başlıklı oturumda okul ortamlarında yaşanan çatışmaların yönetiminde iletişim, empati ve öfke yönetiminin önemine değindi. Okul iklimi ve aidiyet duygusunun güçlendirilmesinin öğrenci ve öğretmen motivasyonu açısından belirleyici olduğunu belirterek akran öğreniminin ve sebat gibi becerilerin sınıf yönetiminin bir parçası hâline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Günün son oturumunda Enstitü Sosyal eğitim araştırmacıları Dr. Münire Handan Kaya ve Zeynep Yalçıntaş tarafından yürütülen Müzakere Atölyesi’nde katılımcılar, gerçek okul senaryoları üzerinden farklı paydaşlarla yaşanan anlaşmazlıkları müzakereci biçimde ele aldı. Okul yöneticileri etkili iletişim, aktif dinleme ve çözüm odaklı yaklaşım becerileri üzerinden senaryoları uyguladı. 

İkinci günün ilk oturumunda Enstitü Sosyal eğitim araştırmacısı Dr. Münübe Zeynep Yılmaz, “Okul Yönetiminde Veriye Dayalı Karar Verme” başlığıyla yöneticilerin sezgi ve varsayımı veriye dayalı bilgiden ayırt edebilmesinin önemine dikkat çekti. Katılımcılarla birlikte yürütülen “Veri mi, Varsayım mı?” başlıklı atölye çalışmasında, okul yöneticilerinin karar alma süreçlerinde hangi durumlarda kişisel kanaate, hangi durumlarda sistematik veriye dayandığı tartışıldı. Veri gizliliğinin de yönetici sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Katılımcılar, idarecilik sınavında mevzuat bilgisinin sıralamada belirleyici olduğunu, ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti. Sahaya dair veriye ihtiyaç duyulduğu, tecrübeli yöneticilerden öğrenilenlerin dayatma yoluyla değil veriyle desteklenerek aktarılması gerektiği değerlendirildi.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Vildan Özertürk Sofu doktora sürecinde London School of Economics’te misafir araştırmacı olarak elit eğitimi üzerine yaptığı çalışmayı “Lise Sıralarında Elit Üretimi” başlıklı oturumda ele aldı. Elit okulların akademik, sanatsal, sportif ve müfredat dışı alanlarda nasıl bir ayrıcalık algısı inşa ettiğini anlattı. İki dilli eğitim, nitelikli öğretim kadrosu ve uluslararası imkânların bu algının oluşumundaki rolüne değinen Sofu, ailelerin sosyokültürel yapısının okul aidiyetini nasıl şekillendirdiğine dair bulgularını paylaştı.

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Mehmet Ali Akyurt, “Seçkin Liselerde Barınma ve Öğrenci İyi Oluşu” başlıklı oturumda yatılı okullarda öğrencilerin aile ortamından uzaklaşarak öğretmen ve yöneticilerin oluşturduğu bir yaşam düzenine dâhil olduklarını belirtti. Devreler arası hiyerarşinin zorbalığa dönüşmemesi için kulüp ve etkinliklerle dikey ilişkilerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Akyurt, öğretmenlerin danışmanlık üstlendiği kulüp çalışmalarının öğrencilerin kendilerini gerçekleştirebilecekleri alanlar açması bakımından önemli olduğunu belirtti.

Günün son oturumunda İbn Haldun Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halil Berktay, “Seçkin Bir Entelektüalizmin Yaratılması ve Yaşatılmasında Müfredat ve Pedagoji Sorunları” başlığını ele aldı. Eğitimin yalnızca mesleki bilgi edinmekten ibaret olmaması gerektiğini, toplumun yaratıcı fikirler geliştirebilecek seçkin aydınlara ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Türkiye’de farklı dönemlerde farklı çizgilerde evrilen okulların tarihsel gelişimine değinen Berktay, eğitim tarihçiliğinin nötr ve tarafsız bir anlatım gerektirdiğini vurguladı.

Programın son gününde Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Dijital Çağda Ergen Krizleri ve Yönetimi” başlıklı oturumda ergenleri yönlendirilmesi gereken kişiler olarak değil, dijital alanlardaki deneyim ve yetkinlikleri dikkate alınması gereken kişiler olarak ele almanın önemine dikkat çekti. Dijital bağımlılık gibi sorunlarda davranışın arkasındaki nedenlerin anlaşılması gerektiğini belirten Dinç, gençlerin yaşadığı sorunlara yönelik kalıcı çözümler geliştirilebilmesi için yetişkinlerin gençleri yalnızca dinleyen veya onlara yol gösteren bir konumda kalmayıp sorunları birlikte araştıran, anlamlandıran ve çözüm üreten bir ilişki kurmasının önemini vurguladı.

Ardından Ordu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümünden Doç. Dr. Emrah Akman, “Yeni Neslin Dijitalleşme Alışkanlıkları ve Dijital Oyunlar” başlığı altında eğitim sürecinde dijital oyun kullanımının tür, içerik ve oyun içi iletişim biçimleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Akman, çözüm için aile ve okul düzeyinde ortaklaşa belirlenen sınırlar ve kullanım sözleşmelerinin önemine dikkat çekerek dijital oyunların eğitimsel imkânları ile beraberinde getirdiği risklerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Programın kapanış oturumunda, Yıldız Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Bölümünden Prof. Dr. Tamer Yılmaz, “Okulda Girişimci Düşünce, Yenilik Kültürü ve Yapay Zekâ” başlıklı oturumda bireyin kendisine sunulan seçeneklerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Yapay zekânın eğitimde öğrencinin üretim sürecini destekleyen bir araç olarak kullanılması gerektiğini belirten Yılmaz, karar süreçlerinde insan sorumluluğunun korunması gerektiğini ve öğrencilerin veri gizliliğinin kritik bir risk alanı olduğunu ifade etti.

Program boyunca katılımcılar, okullarda veri kullanımının e-Okul ve MEBBİS gibi sistemlerle sınırlı kalmaması, stratejik biçimde bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini, veli katılımının düşük olmasının okul-aile iş birliğinde önemli bir sorun alanı oluşturduğunu değerlendirdi. Üç gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarla Okul Yöneticisi Programı’nda, elit eğitimin tarihsel arka planından veriye dayalı okul yönetimine, seçkin liselerde barınma kültüründen dijital çağda ergenlik dönemi krizlerine uzanan geniş bir gündem ele alındı. Program, tecrübeli yöneticilerden edinilen bilgilerin sahadan gelen verilerle desteklenerek aktarılması gerektiği vurgusuyla sona erdi.

İki Nokta

Kitap tanıtımı, biyografi, araştırma raporu, değerlendirme ve inceleme yayınları ile bölgesel veya küresel ölçeklerde güncel ya da yapısal sorunlar.